GERİLLACILIKLA YARATILAN SOSYALİST KÜLTÜR

Şiyar Amed

ekleyen Komînal

YAZIYI KÜRTÇE OKU

Bir duadır gerilla…

 Bir çocuğun hasta annesinin iyileşmesi için masum gözlerini gökyüzüne dikerek gözyaşları içinde hıçkıra hıçkıra okuduğu duasıdır gerilla…

 Yaşamında hiç iyilik yapmamış olanların haricinde herkesin anlayabileceği
dağlı bir duadır gerilla. Hem duadır hem duanın kabulüdür…

 Bir zulümden kurtulma duasına
sunulmuş armağandır gerilla…

 Tüm çocukların bayram hediyesidir…

 Acıları ustaca bal eyleyendir gerilla…

 Gözyaşı, onur ve silahı tanımayan gerilla yoktur. Neden tek bir acısını bile

dünyalara değişmez gerilla?

 

Dağların Ejderhaları dediler dağların Cinleri, eşkıyalar… Bu dağlar Sümer’lerden bu yana çok direnişe kucak açtı ama gerillayla son yüz yılda tanıştı. 20. yüzyıl ne kadar acımasız olduysa gerilla o kadar 20. yüzyıldan uzak kaldı. Girmedi içine bu dünyanın. Bazen kapısını kırıp kızdırdı. Bazen davetkâr cilvesine sırtını döndü. Meydan okumalarına eyvallah demedi. İyi dövüştü, iyi savaştı, iyi işler yaptı, yapmaya devam ediyor…

Gerillanın yarattığı kültürü değerlendirirken insanlığın tüm değerleri akla geliyor. Bu bir abartı değil, çünkü gerilla en eskisinden en yenisine tüm insani değerlerin bileşkesi olarak şekillenmiş ve bu değerleri yaşatma mücadelesini vermiştir. Yaşamında herhangi bir değere bağlanmayanlar veya bir değer yaratmayanlar bunu anlayamaz; bir de bu değerlere saldıranların anlayamayacağı bir yüceliktedir gerilla. Ondan bahsederken özenli olmak gerekiyor çünkü on binlerce şehidin hatırasıdır gerilla.

İnsan, yarattığı değerlerle insandır. Bu değerler toplumdan topluma, çağdan çağa değişse de insanlık tarihi kadar eski ve değişmeyen değerler vardır. Bunlar insanın ontolojik olarak taşıdığı değerlerdir. Kadın ve erkeğin eşit olduğu, komünal ve ekolojik yaşam değerleri insanın varoluş tarzını ifade ediyor. Kendini inşa eden insan bu değerleri korumak için örgütlenmiş; toplumsallığı bu değerlerle sağladığı gibi örgütlü yaşamayı da insanca yaşamın vazgeçilmez ilkesi olarak benimsemiştir. Kastik katil, toplumun örgütlülüğünü dağıtarak tüm değerlerine saldırmış ve egemenlik düzenini kurmuştur. Bu yarılma nedeniyle tarih kastik katille toplum, devletle komün arasındaki çatışmayla şekillenmiştir.

Toplumsal değerlerin ana vatanı olan Kürdistan üzerinde egemenlik kuran düzenler Kürdistan şahsında tüm insani değerlere saldırmıştır. Tarih boyunca ne kadar saldırı yapılmışsa da Kürdistan’ın temsil ettiği köklü değerleri ve kültürü son iki yüz yılda geliştirilen ulus-devletçi toplum-kırım saldırılarına kadar tüm renkleriyle yaşamıştır. Toplum-kırımın sembolik ifadesi ise “betona gömülmek” olmuştur.

Kürdistan’da gelişen gerilla mücadelesi bu betonu parçalamıştır. İlk kurşun beyinlerdeki karakollara sıkılırken 40 yılı aşan gerilla savaşıyla sadece sömürgeci betonlar parçalanmamış, toplum olarak yitirilen değerler yeniden kazanıldığı gibi insanlık adına sosyalizm umudu çağdaş değerlerle buluşturularak yeşertilmiştir.

Soykırım sistemi karşısında gerilla mücadelesi dışında başka seçeneklerin şansı yoktu. Yok edilmenin eşiğindeki halkımızı korumanın tek yolu gerillacılıktı. Özellikle 12 Eylül darbesiyle topluma ve zindanlara dayatılan vahşet karşısında Mazlumların, Kemallerin öncülüğünde gelişen direniş gerilla mücadelesine çağrı olmuş; gerilla hareketi bu çağrıya cevap verme temelinde gelişmiştir. Bu gerçekler bilinmeden gerillanın anlamı bilinemez.

Gerilla halka yönelik saldırılara cevap vermekle sınırlı bir direniş gücü olmadı. Direniş ruhunu canlandırmak önemliydi ama tek başına yeterli değildi. Çünkü kapitalist sömürgecilik yaşam adına ne varsa üzerinden buldozer gibi geçip ezmişti. Yeni bir yaşam yaratılmadan direnmek de mümkün olmayacaktı. Bu nedenle gerilla ideolojik bir güç olarak şekillenmişti.

 

Yeni yaşamın sembolü: Heval!

Gerilla dağ oldu, dağ yeni yaşamın adı oldu. Bir gerilla hareketine ulaşmak nasıl zorluklardan sonra gerçekleşti? Bunu anlamak isteyenler Önder Apo’nun ilk kez ülkeden çıkışına, Rojava’ya geçişine, oradan Lübnan-Filistin sahasındaki örgütlenmesine bakmalıdır. İlk gerilla gruplarının ülkeye adım atması, yol bilmezken yol açması? Nasıl bir ülkede ve nasıl bir halkın içinden çıktı bu gerilla? Ölüm sessizliği deniliyordu. Bunlar hatırlanmadan Kürdistan’da gerilla olmanın ve bu gerillanın yarattığı kültürün değeri anlaşılamaz.

Bu yaşam, insan gücüne dayanıyordu. En zorlu koşullarda, en az olanaklarla en büyük sonuçları almak gerillacılığın temel ilkesiydi. Bunu öz disiplin ve örgütlülükle başardı. Amaca bağlılık temelindeki yaşam, gerillalar arasındaki ilişki tarzını şekillendirdi. Gerillanın yoldaşlığı “Heval” adını aldı. Heval olmak, yoldaşlık yapmak kadar yeni yaşamı temsil etmek anlamını kazandı. Bu değerler gerilladan topluma yayıldı.

Tüm dünyada büyük ordular karşısında başarılı olmanın püf noktaları gizlilik, hareketlilik, inisiyatif, ani vuruş ve yaratıcılık gibi gerilla ilkeleriyle tanımlanmıştı. Askeri taktikleri ise pusu, sızma, baskın, suikast, sabotaj gibi eylemlerle belirlenmişti. Bunlar zamanla değişkenlik gösterse de gerilla eyleminin özü “vur-kaç” şeklindeydi. Gerilla olmak için kişinin kazanması gereken özellikler ve meziyetler de şu şekilde tanımlanmıştı: İnanç-umut, kararlılık, irade, cesaret, fedakârlık, mütevazilik, paylaşımcılık, emekçilik, analiz yeteneği, kurnazlık, esneklik, keskinlik, disiplin, sabır… Bu özellikler birden kazanılmıyor, eğitim, savaş ve yaşam tecrübesiyle oluşuyordu. Daha da önemlisi eski kişiliğin yıkılıp yenisinin inşasıyla gerilla olunuyordu. Bir gerilla hareketi için dünya genelinde tanımlanan özellikler yanında Önder Apo kişilik çözümlemeleriyle Kürdistan özgürlük gerillasını şekillendirdi.

Çözümlemeler sömürgeciliğin etkilerini, erkek egemenliğini ve toplumsallaşma önündeki tüm engelleri sorguluyordu. Önder Apo yerel özelliklerin analizini de yaparak kişideki geri yanların kaynaklarına iniyor ve insandaki tüm değerli potansiyeli açığa çıkarıyordu.

Bu nedenle gerilla her şeyden çok ideolojik bir güç olarak şekilleniyordu. Kapitalist modernite, egemenliğini sürdürebileceği bir toplum yaratmak için her türlü mühendislik yöntemini uygularken Kürdistan özgürlük gerillası demokratik modernite değerleriyle kendini inşa ediyor; ideolojik olarak ulaşılmaz hale geliyordu. Bunlar gerillayı yenilmez kılan özellikler olurken toplum ondan feyz alıyor ve yitirdiği değerleri kazanmanın mücadelesini verdiği gibi yeni yaşam kültürünü de kazanıyordu.

Kürdistan Özgürlük Gerillası inanılmaz zorluklar içinde şekillendi. Halkın sahiplenmesiyle var oldu. Halkla bütünleştiği ölçüde başarılı oldu. Kendisi için bir şey istemedi, halk için yaşadı. Bu nedenle güven kaynağı oldu.

Gerillanın ilişkileri samimidir, içtendir, toplumsaldır. Dili sanal değildir. Her türlü yapaylığa karşıdır. Gücünü ideolojiden aldığı için iktidar olmaya değil özgürlüğe meyillidir. Özgürlük için yola çıktığından kendi içinde, halkla ve doğayla ilişkilerinde ekolojiyi ve özgürlük ahlakını esas alır. Eylem çizgisinde de amaca bağlılık olduğundan meşru savunma anlayışıyla hareket eder. Meşru savunmayı aşan her eylemi sorgulayan bir anlayış gelişmiştir. Bu konuda da yoğun bir iç mücadele verilmiştir. Özellikle çeteleşmiş unsurların çizgi dışı eylemlerine karşı büyük bir duyarlılık gelişmiş; topluma zarar veren her türlü eğilimle amansız mücadele edilmiştir.

Askeri kabiliyetini NATO destekli ordu ve her türlü vahşi çete yapılanması karşısında kanıtlayan ve halkımızın varlık mücadelesinde başarılı olmasını sağlayan gerillanın tarihi rolünü oynamış olması nedeniyle Önder Apo silahlı mücadele stratejisine son vermiş ve gerilla kendisini yeni sürece göre yapılandırmayı esas almıştır.

 

Entelektüel güç

Gerilla sadece askeri bir güç değil aynı zamanda büyük bir entelektüel güçtür. Rastgele okumaz fakat çok okumak kadar okuduklarını demokratik modernite süzgecinden geçirerek yorumlar. Yorum gücü gerillayı farklı kılmaktadır. Olgucu değildir. Bir yaprağın incecik damarlarına bakıp evreni yorumlayacak kadar geniş bir bakış açısına sahiptir. Okyanusların derinliği, gökyüzünün enginliği gerillanın ruhunu, ufkunu ve duygu derinliğini ifade etmeye yetmez. Moda deyimle toplumsal değerlerden uzak, bireysel bir romantik ve hayalperest değildir ama duygu çağlayanıdır gerilla. Gücünü haklılığından, tarihten, toplumsal değerlerden ve örgütlülüğünden alır.

Kendisi olmak deyimine en çok yakışandır ve dünyanın hangi sorunuyla ilgilenirse ilgilensin önce kendinden başlayandır gerilla. Kendini değiştirme-dönüştürme yeteneği ne kadar yüksekse tarihe de o kadar yön verebileceğini bilir. Esnek ve akışkandır. Sorumluluk duygusu büyüktür. Sürekli bir arayış içindedir. Yaratıcı düşüncenin gücüne inanır. Bu nedenle gerillanın dilinde çözümsüzlük yoktur.

Gerillada bir işi yarım bırakmak, başkasına havale etmek ya da sorumluluktan kaçış en temel eleştiri konusudur. “Zorlandım, yapamıyorum” demez; bu bir fiziki güç ya da sadece irade işi değil vicdan işidir. Gerilla demek vicdan, inat, ısrar ve sonuç alıcılık demektir. Belki on kişinin yapabileceği işi tek başına yapabilen, on günde yapılacak işi bir günde bitirebilendir gerilla. Gerillanın farkı tarzında, temposunda, üslubundadır.

 

Bilgece katılım

Çağın dervişliğini temsil eden gerilla son derece bilinçli bir yaşam anlayışına sahiptir. David Kilcullen ABD yönetimine kontrgerilla danışmanlığı şeklinde sunduğu “kazara gerilla” isimli kitabında ideolojik olanlar gerilladır, onlara bir şey yapılamaz, diğerleri devletlerin yanlışları yüzünden kazara gerilla olmuşlardır, onlar kazanılabilir şeklinde tespitlerde bulunuyor.

Evet, devletler nezdinde gerilla, yok edilmesi gereken bir güçtür. Gerillanın özgür yaşamın öncüsü olduğunu saklamak, çarpıtmak, kriminalize etmek, suç örgütü gibi yaklaşmak özel savaş yöntemleri olarak hep devrede tutularak Kürt halkının imha ve inkârı için kullanılmıştır. Fakat güneşin balçıkla sıvanamayacağı hakikati, gerilla mücadelesi için de geçerli olmuş ve insanlığın gönlünde yer tutmuştur. Bölge halklarından Avrupa ve Latin Amerika’ya dek gerilla saflarına katılan gençler ve paradigmasal düzeyde sahiplenen dünyanın entelektüel gücü gerillanın temsil ettiği kültürün evrenselleştiğinin kanıtı olmuştur.

Dolayısıyla kontrgerilla merkezlerinin aradığı “kazara gerilla” olmuş kimse Kürdistan dağlarında bulunamaz. İdeolojik, felsefi, siyasal, örgütsel bilinciyle gerilla çağın dervişi kadar çağın bilgesi durumundadır.

 

Gerilla tüm insanlığın gurur ve onur kaynağıdır

Kürdistan’da gerilla hareketi başlamadan önce Türkiye’deki devrimci hareketler bu işe girişmişti. Dağa çıkan ilk grup halka ulaşmakta çok zorlanmıştı. Öyle ki ilk kez bir köylü onlardan kaçmayıp veya onları kovmaya kalkmayıp selam verdiğinde, hal hatırlarını sorduğunda bu gruba inanç gelmiş “tamamdır, biz devrimi yapabiliriz” diyecek kadar umutlanmışlardır. Kürdistan gerillası o büyük devrimcilerin yarım kalan yürüyüşlerine de cevap olmuş, hayallerini taşımıştır. O günkü koşullarda umudun kaynağı neydiyse bugün de değişmemiştir. Halka dayanmayan bir hareket kazanamaz. Bu nedenle bir merhabanın hatırını gerilla kadar iyi bilen yoktur. Nereden nereye gelindiği düşünülürken gerillanın hakkı verilecekse bir merhabaya ne kadar büyük değer verdiğiyle başlanmalıdır. İnsanlık kültürü budur.

Gerillanın halkımız ve tüm ezilenler adına sağladığı devrimsel gelişmeler yeni bir kültürün şekillenmesine vesile olmuştur. Kürt halkının kazanımları aynı zamanda Ortadoğu halklarına ve tüm direnen insanlığa cesaret ve ilham kaynağı olmuştur. Böylece gerilla tüm insanlık adına demokrasi, özgürlük ve sosyalizm bayrağının taşıyıcısı haline gelmiştir.

Önderlik şahsında dile gelen tüm uygarlık güçlerine karşı direniş gerçeği gerillanın özünü ifade etmektedir. Gerilla kültürü tüm egemenlik sistemlerine karşı direnişle şekillenmiş bir kültürdür. Haki, Mazlum, Hayri, Kemal, Egîd, Zilan, Sara, Fuat, Rıza yoldaşlar şahsında günümüze dek direnişle süregelen şehitler gerçeği bu kültürü şekillendiren en temel değerler olmuştur. Her şehidin özelliği gerilla kültürünü şekillendiren en temel değer olmuştur. Önder Apo’nun geliştirdiği yeni paradigma ise bu kültürün kalıcı başarısı ve zaferi için gerekli bilinç formunu ve donanımı oluşturmuştur.

Gerillada temel doğrultu ve ilke haline gelmiş olan tüm şehitlerin bileşkesi olan Önderlik gerçekliğiyle buluşmak egemen düzene karşı alternatif oluşturmanın ve fark yaratmanın tek yolu olmaktadır.

Gerilladaki komünal kültür ve ona dayalı öncülük gerçekliği insanlığın en saf özünü ifade etmektedir. İnsanlığın özüne dayalı olarak çağın kimliği olan demokratik modernitenin kişiliği ve yaşam tarzına ulaşmak bu mücadelenin esas hedefi durumundadır. Bu kültürde fark yaratma veya farklı olma adına liberalizm etkili tutum ve davranışlar popülizm, kariyerizm, bencillik gibi anlamlar taşıyıp ideolojik mücadele gerekçesi olur. Etik-estetik değerleri gerillanın kapitalist çirkinliklere bulaşmasını önlemektedir.

Öte yandan reel sosyalizmden kaynaklı alışkanlıklara ve katı dogmatizme dayalı gelişen zihniyet kalıpları da demokratik dönüşüm önündeki engel olarak görülüp buna karşı sürekli mücadele edilmektedir. Bu konu bir eğitim, değişim-dönüşüm ve mücadele gerekçesi durumundadır. Bu hedefin yani demokratik dönüşümün gerçekleşmiş şekli Demokratik Komünler Birliği olarak tarif edilmektedir.

Ulus-devlet ideolojisini aşarak demokratik, ekolojik ve kadın özgürlüğüne dayalı yeni ideolojik doğrultusuyla kendini yeniden inşa eden hareketimiz bu sayede büyük bir fark yaratmıştır. Kapitalizmin unutturma, hafızasızlaştırma, benzeştirme, tek tipleştirme çabasına karşılık gerilla gerçek anlamda bir hatırlama, anlama ve fark yaratma hareketi olmuştur. Tarih gerilla şahsında canlanmıştır.

Ulus-devletlerin fiziksel, zihinsel, kültürel soykırımlarına karşı verilebilecek en anlamlı yanıt toplumun tüm farklılıklarını birlik içinde yaşatabileceği devletsiz bir toplumsal savunma ve özgürlük sistemidir. Gerillanın inşa ettiği kültür bu toplumcu sistemin temelini oluşturmuştur.

Toplumsal kültürle buluşmak bireysel zaafların, ailenin, aşiretin, dar ilişkilerin, çevrenin, memleketin sınırlandırıcı karakterini aşmakla mümkündür. Gerilla tüm parçalanmışlıkları aşmayı başarmış ve toplumda demokratik ulus bilincinin gelişmesini sağlamıştır.

Gerilla hareketinin halklarımıza kazandırdığı diğer bir değer ise örgütlü yaşamak olmuştur. Toplumsallık örgütlü yaşamı zorunlu kılıyor. Gerilla, Kürdistan tarihindeki hiçbir mücadelede görülmeyen düzeyde toplumsallaşmaya, ulusallaşmaya, evrenselleşmeye hizmet etmiştir. Toplanmak, komünler, komiteler, kurumlar kurmak, eleştiri-özeleştiri yapmak, rapor ve toplantı sistemlerini oluşturmak, tek başına kaldığında bile örgütlü hareket etmek bu kazanımların sonucudur.

Özgürlük hareketinin evrensel düzeydeki en büyük katkısının kadın özgürlük çizgisi olduğu biliniyor. Bunun somut bir iradeye dönüşmesi öncelikle gerilla sayesinde gerçekleşmiştir. Kadın gerillaların destansı mücadelesi insanlığa sunulmuş en değerli özgürlük armağanı olmuş; tüm diğer kültürel, siyasi, ahlaki, estetik, felsefik, düşünsel değerler kadın özgürlük çizgisi temelinde geliştirilmiştir.

Tüm bu özellikler gerillanın sosyalist karakter ve derinlik kazanmasına vesile olmuştur. Bütün bunları görmezden gelip demokratik entegrasyon sürecinde gerillanın topluma uyum sağlamakta zorlanacağını ileri sürenler yanılıyorlar. Çağın en ileri düşünceleri ve muazzam tecrübeleriyle donanmış bir gerilla hareketinin topluma uyum sorunu değil topluma öncülük yapma rolü ve misyonu bulunmaktadır. Gerilla ruhu, bilinci, inşa ettiği değerler ve temsil ettiği kültür özgür toplumun güvencesidir. Geleceğimizi şekillendirecek olan kültür budur. Eleştirilen, aşılması gereken alışkanlıklar ve eğilimler hiç yoktur denilemez fakat bunları Önderlik çizgisinde, paradigmanın gücüyle aşma kararlılığında olan bir gerilla gücü her koşulda toplumun hizmetinde olacaktır. Demokrasinin bayraktarlığını yaparken toplumun üstünde, etki veya yetkisiyle toplumsal iradeyi boşa çıkaran konumda olmayacaktır. Gerillanın kültüründe kendini egemen hale getirmek yoktur. İktidarcılık, bireycilik, bencillik yoktur. Bu güçten demokrasi düşmanları korkarken insanlık ancak gurur duyabilir; çünkü insanlığa sınırsız, karşılıksız, çıkarsız hizmet etmeyi sürdürecektir.

Gerilla geçmişte kalmış askeri bir güç değil, geleceğin sosyalist toplumunu kendi şahsında yaratmış demokrasi gücüdür. Savaşta gösterdiği yiğitlik kadar yaşamda da öncü olan gerilla Önder Apo’ya fedaice bağlıdır ve onun özgürlüğünde onun gösterdiği yolda yürümeye hazırdır. Fakat bundan daha önemli ve kalıcı olanı gerillanın yarattığı kültürdür, halkımıza ve insanlığa kazandırdığı değerlerdir.

 

Gerillanın yarattığı kültür özgür geleceğe kurulan en sağlam köprüdür

Topluma özgürlük bilinci ve duygusunu kazandıran gerilla minnetle anılmak üzere geçmiş tarihe terk edilecek bir güç değildir. Gelecek onun yarattığı değerlerle şekillenecektir.

Gerillanın yarattığı tarz ve kültür yaşamın her alanında örnek oluşturduğu gibi sorun çözme kabiliyetiyle de hiçbir gücün sergileyemeyeceği bir düzey kazanmıştır. Hiçbir gerilla övülmeyi sevmez fakat neyi temsil ettiğini ve gücünü de bilir.

Toplumu sarıp sarmalayan hangi soruna gerilla kültürüyle yanıt oluşturulamaz ki? Eğitim denilirse bu konuda kimseyi kendinden üstün tutmayacak kadar engin deneyime sahiptir. Örgütçülük temel karakteridir. En zor koşullarda hayatta kalmayı bildiği gibi gerektiği anda hayatını adamaktan çekinmeyeceği değerlere sahiptir. Edebiyat denilirse sadece kendini anlatsa bitmeyecek bir deryadır. Sinema denilirse günümüzde en değerli sinema en az olanakla en iyi sonucu alan değil midir? Bunun üzerinde düşünüldüğünde ulaşılacak sonuç açıktır. “Sinemada gerillacılık yapmalıyız” diyen hocalar acaba neye dayanarak akademilerde ve internet ortamlarında böyle dersler veriyorlar? Gerillanın her türlü ekonomiden anlaması şart olmayabilir ama yaşam tarzıyla komünal ekonominin temelini atmıştır. Spor olsun diye gerillacılık yapılmamıştır fakat en zorlu spor bile gerillanın yaşadıklarıyla kıyaslanamaz. Bu tecrübe bir yana her konuda toplumcu olan gerilla kültürü, sporu toplumsallaştırmada belirleyici olamaz mı? Teknik becerilerini burada sıralamaya gerek yok ama yaratıcılıkta sınır tanımadığından dolayı bunun sonuçları da tahmin edilebilir. Yine gerillanın adının geçtiği yerde toplumu açlık, işsizlik, fuhuş, uyuşturucu batağına çekenlerin varlık göstermesi imkansızdır. Çünkü gerilla denildi mi iyilik, güzellik, moral, motivasyon, azim ve mücadele akla gelir. Kötülüklere geçit vermez.

Bunları sıralarken gerillanın yeni dönemde yapacaklarından bahsetmiyoruz, böyle basit ele alınamaz, onun yarattığı kültür zemininde toplumun neler yapabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Bunlar bu şekilde sıralanırsa sayfalar doldurulabilir. Fakat hangi alana, neye bakılırsa bakılsın hepsinin var olabilmesinin ilk koşulu toplumun öz yönetim gücüne kavuşmasıdır. Gerilla bunun önünü açmıştır. Soykırım rejiminin yok ettiği değerler düşünülürse öz yönetim gücüne ve bilincine kavuşmanın değeri daha iyi anlaşılır. Toplum kendi sorunlarını bu sayede çözebilecek, bu sayede kapitalizm karşısında ayakta kalabilecek, onurluca ve özgürce yaşayabilecektir. Gerillanın demokrasi kültürüne kazandırdığı bu büyük değer karşısında militarist bir güç olarak değerlendirilmesi büyük haksızlık olur.

Gerillayı militarist bir güç olarak görenler gerillanın hakikatinden çok uzaktırlar. Topluma kazandırdıklarıyla bakılırsa gerillanın özgürlükçü bir güç olduğu tereddütsüz belirtilebilir.

Milliyetçi güdülerle toplumu askerleştirmeye dayanan militarist anlayışa karşı gerilla, tüm toplumun irade haline gelmesini, bilinçlenmesini, demokratik temelde kendi kendini yönetmesini, özgürce yaşamasını savunuyor. Tüm toplum gerilla olsun demiyor. Fakat gerillanın yarattığı kültür ve tarzın topluma hizmet ettiğinden eminiz ve bunun haklı gururuyla geleceğe bakıyoruz.

Bunları belirtirken kimse askeri yönünü değerlendirmesin demiyoruz. Gerillada bir hiyerarşi vardır. Bir askeri kültürle şekillenmiştir. Kendine has bir disiplini vardır. Savaş koşullarının gereklilikleri neyse ona göre örgütlenmesini ve davranmasını biliyor. Bunların topluma taşırılması gibi bir hevesle değil demokrasi kültürüne ve bilincine hizmet etme umudu ve iddiasıyla dolu olan gerilla, barış koşulları oluşursa nasıl bir dönüşüm yaşaması gerektiğinin de farkındadır. Fakat Önder Apo’nun özgür olmadığı, Kürt halkının en küçük bir yasal tanınma durumunun olmadığı, yaşam güvencesinin bulunmadığı koşullarda herhalde gerilla kendi kendisini dağıtacak değildir.

Silah yakma töreniyle sembolleşen yeni stratejinin hayat bulması yasal ve siyasal koşullarda mümkündür. Bunun dışında gerillayı tartışmak anlamsızdır ve zaten gerilla bu tür tartışmaların çok uzağında yaşamaktadır.

Gerillayla yaratılan kültürün, güncel siyasi polemiklerin çok ötesinde görülmesi gerekir. Bu kültür geçmişle geleceği birleştiren kahraman şehitlerimizin ölümsüz anılarından oluşan köprüdür; insanlıkta ısrar köprüsüdür, sosyalizm köprüsüdür. Halkımız ve ilerici insanlık, bu kültür köprüsünden güvenle geçecek ve özgürlüğü de bu güvenle kazanacaktır.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar

Oynatıcıyı Gizle/Göster
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00