ZİLAN EYLEMİNİN BÜYÜKLÜĞÜ ANLAM İNŞASINDADIR

Dilzar Dîlok

ekleyen Komînal

Kadın olmak zordur. Hele hele ulusal varoluşunu çok geç ve büyük mücadelelerle verdiği paha biçilmez bedeller sonucu kısmen yaratabilmiş bir halkın büyük kesimi olarak Kürt kadını olmak daha da zordur. On binlerce yıllık inkâr edilmiş bir kadın kimliğinin varlık mücadelesi, sadece inkarda ve yok saymada nesne olarak varlığı kabullenilen kadının en zorlu mücadelesi anlamına gelmektedir. Aynı şekilde Kürt kimliği de inkâr edilmiş ve yok sayılmış olmakla birlikte varlığını oluşturmaya, ispatlamaya hasredilmiş büyük mücadele yıllarının deneyimini bugünkü varlığında barındırmaktadır. Bugün azımsanmayacak bir oranda, varlığımızı, geçmişte yok edilme saldırılarının çokluğuyla kanıtlamak zorunda oluşumuz, biz kadınlar ve Kürtler için varoluşun baştan negatif oluşturulmuş bir koşuludur. Buna, mevcut kapitalist modernite içindeki hayata eksilerle başlamak da denilebilir.

Erkek egemenlikli sistemin, kadının yarattığı değerleri elinden alma ve kadını yok etme saldırıları, bir yandan kadın etrafında oluşan toplumsallık ve güç karşısında duyulan kıskançlık, elde etme güdüsü, bir yandan da o değerler şahsında kadına ve kadınca tüm değerlere duyulan öfke ve yok etme güdüsü, egemen erkek denilen erkeğin karakterinin şekillenmesinde belirleyici olmuştur.

Kadını, kadın iradesini bilmemekle, anlam vermemekle, kabullenmemekle, küçük görmekle başlayan ve giderek tahammülsüzlük, yok sayma-inkar-yok etme eğilimlerinin pratikleşmesi, hiddet, şiddet ve katletmeye kadar giden erkek egemenliğinin basamaklarının tümünde varolan kadına saygı eksikliği, erkek egemen karakterin kök hücresidir. En temel karakter özelliği olarak yaşama yansıyan özelliktir. Ve kadınlar, büyük kavgasını verdikleri, bedeller ödedikleri, haksızlık, egemenlik ve daha birçok erkek egemen zihniyet ve pratiğin muhatabı oldukları durumlarda farkında oldukları en temel şey kadına karşı saygı eksikliğidir.

Kadına karşı saygı eksikliği kendi karşısında da saygı eksikliği yaratmaktadır. Kadın, kendisine saygı duymayan erkeğe de sisteme de her tür adıma-eyleme de saygı duymamaktadır. Ve yaşam, yaşam tanımının uzağında kalan ve katlanılma zorunluluğu olan bir objeye dönüşmektedir. Bundandır ki kadınların eylemlerinin hemen hepsinin kökeninde saygı görme, saygınlık yaratma ve karşılıklı anlam inşasına dayanan toplum yaratma itkisi vardır. Çünkü insan olmanın, toplumun özgür bir bireyi olmanın bir şartıdır saygınlık. Kadına yönelik saygı eksikliğinin olduğu yerde kadının da başkalarına saygı göstermesi mümkün değildir.

 

Tüm kadın eylemleri, kadın varlığını ve özgürlüğünü inşa etmeye hedefler

Saygı sözcüğüyle, gelenek temelindeki bir davranış durumundan söz etmiyoruz. Saygı, varlığın kabullenilmesi, varlığın anlam görmesidir. Varlığa anlam vermek, varlığın özgürleşmesiyle yakından bağlantılıdır. Kadın yürüyüşleri, kültürel-sanatsal aktiviteler, farklı ve çeşitli etkinlikler yapmalar gibi siyasal-toplumsal kadın eylemlerinin tamamı kadın topluluğunun toplum içindeki yerine dikkat çekerek her bir kadının toplum içinde saygı görmesini, varlığının anlamının kabullenilmesini hedefler. Bu konu, tüm köleliklerin yok saymayla ve anlamın katledilmesiyle başlamasıyla ilgilidir. Küçük ya da büyük, tüm kadın eylemleri, kadın varlığını ve özgürlüğünü inşa etmeye hedefler, anlam inşasına odaklanır.

Önder Apo, Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’nda anlamın ihtiyaçtan doğduğunu ve gerisindeki arkaik sebebin ise yaşamda kalmak, diğer deyişle varlık olduğunu belirtir:

“İnsan için anlamlı olan şey, yaşaması için gerekli olan şeydir. Tüm canlılar gibi insan için de temel dürtüler önem sırasına göre beslenmek, korunmak ve üremek olarak sıralanır. Bunları karşılayan, karşılanmasını kolaylaştıran, düzene sokan her şey anlamlıdır. Avın avlanmasını, yemişin toplanmasını kolaylaştıran her bilgi ve bulgu anlamlıdır. İkinci adım olarak bedensel, yaşamsal ihtiyaçlardan sonra anlamsal bakımdan kültür gelir. Başka bir deyişle, beden doyduktan sonra ruhun doyması için anlam dünyasında ihtiyaç duyulan şeylere sıra gelir. Anlam ilk insan için kutsallıktır, kutsallıkla iç içe geçmiştir. Anlam atfedilen her şey doğrudan yaşamla, yaşamın sürdürülebilirliğiyle ilgilidir. Güneşin, suyun, hayvanların, toprağın, ekmeğin ve buğdayın pek çok kültürde kutsal görülmesi boşuna değildir.”

Önderlik belirlemeleri de anlam inşasının varlık ve özgürlük için temel bir koşul olduğunu ortaya koyuyor. Kürt halkı ve Kürt kadınlarının anlam inşasını hedefleyen eylemleri de yaşadığı soykırıma ve yok edilmeye paralel olarak dünya örneklerinden daha kapsamlı, daha tarihsel, etkili ve çoğunda daha sarsıcı oldu. Bu uğurda binlerce kadın kendini verdi, yolu inşa etmeye koştu, kendi canından-kanından, bilincinden ve varlığının anlamından yol inşa etti.

 

Zilan eylemi benzersiz bir eylemdir

Dersim’de 1996 yılının Haziran sonunda Zilan-Zeynep Kınacı’nın gerçekleştirdiği eylem, kadına, özelde de Kürt kadınına karşı saygı oluşturmayı hedefleyen, bu hedefine giderken kendinde büyük anlam inşasını amaçlayan benzersiz bir eylemdir. Zilan eylemi sonrasında da benzer eylemler oldu, yine Zilan çizgisinde Onun ardılları çok eylemler yaptılar. Askeri olarak daha kapsamlı olanlar da vardı. Ancak Zilan eylemini biricik kılan, kendisinin çizgi yaratan düzeyde bir anlam inşasına girişmesiydi.

Kadına yönelik saygısızlık, kişisel bir eksiklik değildir, sistemseldir, sistemik olarak geliştirilir ve sürekliliği vardır. Kadına yönelik saygısızlık kolektif bir kötülüktür. Çünkü egemen sistem kendisini bu saygısızlık üzerinden inşa ettiği kadını yok sayan ve erkek egemenliğini inşa ederek derinleştiren bir sömürü sistemi üzerinden var eder.

Zilan eylemi, kadına yönelik saygısızlığın üretilip çoğaltıldığı ve endüstrileştirildiği bir sistemden kopmak, bu sistemle olan tüm köprüleri paramparça etmek, yakıp kül etmek ve bu sistemi yok etmeye yönelmekti. Eylemin soykırımın yapıldığı bir Kürdistan şehri olan Dersim’de gerçekleşmesi, askeri tatil başlarken bayrağın göndere çekildiği zaman gerçekleşmesi, soykırımın, sömürünün, tecavüzün derinleştirildiği kışla kültürüne karşı yapılması büyük anlam içermektedir. Zilan eylemi, sömürgeciliği, soykırımı ve erkek egemenliğini ret eylemidir. Zilan eylemi, Kürt kadınlarına, Besêlere, Zarifelere karşı yapılan saygısızlığın sistemsel halinedir. Sömürgeci faşist zihniyetin uygulayıcılığına soyunan Sıdıka Avar’ın anlattığı Kürt kızlarına yapılan saygısızlıkları ret eylemidir. Ve adı hafızalarda saklı olan binlerce Kürt kızına yapılan saygısızlığı ret ve bu saygısızlığı yıkım eylemidir. Bu anlamıyla da bir tarihi özgür temelde yeniden yazmaya yöneliş eylemidir.

Kendi dalında yapılan eylemlerin en şiddetlilerindendir. Şiddetlidir çünkü konunun önemi ve kadının içine düşürüldüğü durumun kendisi yoğun bir şiddet barındırmaktadır. Bu egemenlikli ulus ve cins şiddetini kırmak, bu şiddetin yarattığı kültürleşmeye yöneldiği cendereden kurtulmak da aynı düzeyde bir refleks göstermeyi gerektirmekteydi. Zilan bunu gördü, anladı ve eylemini bu temelde gerçekleştirdi.

Zilan yoldaşın da sözünü ettiği gibi, Nazım hikmet “sofrada yeri öküzden sonra gelir” derken Türk kültür ve geleneklerinde kadının yerine işaret eder. Ancak Kürt kadınının durumu da farklılık arz etmiyordu. Coğrafik yakınlığı, Kürdistan’ın dört parçaya bölünmüşlüğü, Türkiye’nin soykırım sisteminin temelini oluşturması ve kültürel soykırım uygulamaları, Kürt kadınının adeta kader mahkûmu bir hayata mecburiyetini önlemek için çok çeşitli eylemlerin yapılmasını gerektirdi. Bugün Kürt kadınının bölge ve dünya kadınları içinde özgürlük mücadelesinin öncü düzeydeki temsilcisi olması, yine kadın özgürlük sorununa çözüm üretme konusunda öncülük yapması, etkin kitlesel gücü, teorik ve pratik olarak dünya kadın hareketlerini fiziksel ve anlamsal düzlemde bir araya getirmedeki belirleyiciliği Kürt kadın hareketinin özelliklerinden bazılarıdır. Bu sonuçların yaratılması 53 yıllık Kürdistan özgürlük mücadelesinin büyük emekleriyle, ölçülemez bedelleriyle ve her şeye rağmen yitirmediği idealistliğiyle mümkün olmuştur. Bunun en önemli eşiklerinden birini Zilan Arkadaş kendi eylemiyle aşmıştır.

Erkek aklıyla hareket eden egemen ulustan bireylerin çokça kara propaganda malzemesi yaptıkları gibi bilmezlikten, çaresizlikten ya da başka bir negatif durumdan çıkmadı bu eylem. Tersine, Zilan, toplumsal olarak direnen ve kendi kimliğini koruyarak komünal toplum inancını, devlet dışı toplum ısrarını sürdüren bir kültürden geliyordu. Bu anlamıyla derin bir tarihin taşıyıcısıydı. Bunlar büyük toplumsal bir pozitif durumdu. Zilan köy ve kent toplumunun ikisini de tanıyan, genel kültür birikimi edinmiş, kapitalist sistemi de belli oranda tanıyan, okumuş, bilgilenmiş, insan bilgisine sahip bir karakterdi. Aynı zamanda erkeği tanıma konusunda da deneyim sahibi olan bir kadındı. Özgür kadın tutkusu uzun olmayan ömrünün tüm zamanlarında dimdik ayakta olmuştu. Zilan gerilladan önce yurtsever gençlik çalışmalarına katılmış, sonrasında da cephecilik yapmış, birçok konuda deneyim edinmişti. Zilan arkadaşa yönelik tespitler artırılabilir, çünkü Zilan’ın artıları çoktur. Eylemini gerçekleştirdiğinde biyolojik yaşı çok büyük olmasa da büyük deneyimler edinmiş bir kadındır. Belki de yaşına rağmen bunca deneyim edinmesi, Onun anlam arayışının derinliğinden ve köklülüğünden geliyordu.

Halkın durumunu tahlil etme düzeyi yüksektir. Ezilen halk olma durumunun tespitini tekrarlamaz, halkın mücadele dinamiklerini de ortaya koyarak halkın kendini var etmedeki emeğini, rolüne ve görevlerine de dikkat çeker.

Önderlik tanımı ve atfettiği önem onun sosyal bilim konusundaki derinliğini gösterir. Reel sosyalizmin mücadele deneyimlerini aşan bir yorum gücüne sahip olduğunu söylemek zor değil. Hem sınıf mücadelelerine bakışı hem de Kürdistan özgürlük mücadelesinin özgünlüğünü ortaya koyuş biçimi Zilan arkadaşı bir sosyal bilimci yapmıştır.

Zilan yoldaşın Önderlik konulu belirlemeleri de tarihsel bir anlamın bir kadın eylemci, öncünün bakış açısından ortaya konuluşudur: “Hayati gerçekliği olmayan, her alanda bitirilmiş, hiçbir halkla kıyaslanmayacak kadar kendisine yabancılaştırılmış ulusal, kültürel sosyal, siyasal değerleri sömürülen bir halk gerçekliği karşısında PKK Önderliği kuşkusuz çok farklı olmak zorundadır. Bu anlamda Parti Önderliğimiz, birçok yönüyle daha özgün, daha yeni, daha gelişkin, yaşamayla yaşatan ve kendi yaşamını adeta koskoca bir insanlığın yaşamına adayan bir durumdadır. Belirleyiciliği bu noktada kesin ve tartışmasızdır. Önderliğimizin yaşam tarzı, fedakârlık, cesaret, derinlik, duyarlılık, zeka, öngörü, yorumlama gücü, bağlılık, bilimsellik, tecrübe, birikim düzeyleri hiçbir önderlikle kıyaslanamayacak boyuttadır. Olayı ele alış tarzı dogmatik değildir. Parti Önderliği, Kürdistan gerçeğini dünya devrimlerini çok iyi tahlil edip sonuç çıkarmış ve Kürdistan devriminin özgünlüğünü ortaya çıkarmıştır. Taklitçi, kalıpçı, dogmatik bir tarzda değil, oldukça yaratıcı bir tarzda ele almıştır. Gerçekleşen sosyalizmi çok iyi tahlil etmiş ve kendi halk gerçekliğine uygun bir tarzda uyarlamıştır. PKK, Parti Önderliği’nin şahsında ifadesini bulmuştur. Kürdistan tarihinde sağlanan bu gelişme, onun emeği, onun gelişmesidir. Kendisi sevgi kaynağı, birleştirici ve bütünleştirendir. Kendi şahsında yeni insan tipini, profilini çizmiştir. Bir insanın ne kadar gelişebileceğini kanıtlamıştır.”

 

‘Zilan bir manifestodur’

Zilan yoldaş, burada hem Önderlik gerçeğine biçtiği anlamı, hem de Önderliğin farklı olması gerekliliğini ortaya koymuş, şehidin tarih yaratan bir değer olarak Önderlikle bir bütün olduğu gerçeğinin de göstergesi olmuştur. Önder Apo da kadınla yoldaşlık gereği, şehitlerle doğru yoldaşlık gereği, “Zilan bir manifestodur.” ve “Zilan bir komutandır, biz Onun emireriyiz” tarihsel tespitini yaparak bu eylemin anlamını tüm dünya kadınlarına duyurmuştur.

Zilan arkadaştaki tarih bilinci tarihsel toplum dinamiğine dayanan zihniyet yapısından kaynağını almaktadır. Geçmiş ve gelecek arasındaki bağ kadar bulunduğu anın, geçmişin bir sonucu olmakla birlikte geleceğin inşacısı olduğu gerçeğinin farkındadır. Bu farkındalık Ona “Yaşam iddiam çok büyük. Anlamlı bir yaşamın ve büyük bir eylemin sahibi olmak istiyorum. Yaşamı ve insanları çok sevdiğim için bu eylemi gerçekleştirmek istiyorum” sözünü söyletir. Kültürel soykırımdan sağ çıkabilmek için fiziksel ölümleri göze almak büyük bir karar, irade, fedakârlık ister ve Kürtler bunu yaptı. Bunun kararını halk adına öncülük verdi ama Kürt halkı, gençleri, kadınları da bunu kabullendi, uyguladı ve bugüne getirdi. Bir paradoks gibi görünen bu söylem, eyleminin özünü en iyi anlatan belirlemesidir. Eyleminin hem kendi toplumunda, Kürtlerde ve kadınlarda, hem karşı güçte yarattığı etki de bu iddianın büyüklüğüyle doğru orantılıdır.

Zilan eylemi büyük fedakârlık eylemidir. Yaşam felsefesi gereği mülksüzdür. Tek varlığı kendisidir, canıdır. Yarattığı bilinç, duyarlılık, anlam gücü ve sömürgecilik-soykırım karşısında yarattığı mücadele azminin bedenleşmiş hali olan candan ötesi yoktur. Buna istinaden Önder Apo’ya hitabında “Keşke canımızdan başka verecek şeylerimiz olsaydı. Siz yaşamınızla bir halkı yeniden yarattınız. Bizler sizin eseriniziz” diyerek yarattığı ve sahibi olduğu tek varlığı halkının özgürlük mücadelesine feda eder.

Zilan eylemi yerel-ulusal olduğu kadar evrensel-enternasyonal bir eylemdir. Çünkü tüm dünya halklarına çağrı yapar, onları Kürt halkının özgürlük mücadele karşısında duyarlılığa davet eder:

“Barışa, kardeşliğe, sevgiye, insana, doğaya ve yaşama en çok sevgi dolu olan biziz. Bu sevgidir bizi savaşa zorlayan. Ölmek ve öldürmek istemiyoruz. Ama özgürlüğümüzü kazanmamızın da başka yolu yoktur. …

Bütün insanlığa sesleniyorum!

Eğer bu insanlık suçunu işlemek istemiyorsanız, Kürdistan halkına omuz verin, destek olun. Emperyalizmin dumura uğrattığı beyninizin ve yüreğinizin pasını silin ve bir halkın özgürlük çığlıklarına kulak verin. Bu seste kardeşlik var, insanlık erdemleri var, dostluk var.”

 

Zilan’ın sesini duymamak insan olmaktan çıkmaktı

Kürdistan’dan taşarak evrensel düzeye ulaşan Zilan’ın sesini duymamak insan olmaktan çıkmaktı. Ve dünya insanlığı da bu sesi duydu, birçok Kürt kadınının sesini duydu, Saraların sesiyle birleştirdi ve bugün tüm seslerin demokratik konfederal anlayışla bir araya gelmesini sağlayacak adımların atılması zamanı geldi.

Zilan yoldaşın çizgisinde verilen bedeller, gerçekleştirilen fedakarlıklar ve gösterilen özgürlükte ısrar performansı, bizlere büyük görevler verdi, kendi içinde bir mücadele dinamizmi yarattı. Hem bizi eğitti hem bize yol gösterdi hem de bize görev verdi. Önder Apo Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu ile bu görevleri gerçekleştirebilmemiz için gereken tarih bilincini yeniden ele aldı. Tarih bakış açımızı derinleştirdi. Kadının köleleştirilmesinin 5 bin yıl değil, en az 10 bin yıl öncesine kadar dayandığını, öncesi on binlerce yıl boyunca kadın eksenli toplumsallık yaşandığını ortaya koydu. İşte bu anacıl klan döneminin toplumsallığının örgütlü haline komün diyoruz. Komün inşası diye dile getirdiğimiz özünde anacıl toplum modelinin günümüz koşullarında inşasına girişmektir. Bundan dolayı hangi alanda hangi amaçla olursa olsun tüm komün inşaları kadın özgürlüğüne dayanmalı, özgür kadın-özgür toplum inşasını hedeflemelidir. Kadını esas almayan, kadın değerlerinin anlamını ortaya koymayan ve bu değerlerle yaşamı oluşturmaya yönelmeyen komün inşası olmaz. Komün ancak kadın eksenli yaşam ilkeleri temelinde inşa olunabilecek bir gerçekliktir. Tersi komünün doğasına terstir, toplumsallığa da terstir.

Erkek egemenliğini tolere etmek, “Hele bir kuralım, sonra erkekleri dönüştürürüz” ya da “Hele bir kuralım, sonra kendimizi sorgular aşarız” demek mücadelenin ertelenmesidir ve kadın değerlerine karşı duyarsızlıktır. Bu yaklaşım aynı zamanda Önderliğimizin on yıllık mutlak tecridin ardından büyük zorluklarla mücadele ederek ortaya çıkardığı ve bize ulaştırdığı Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu karşısında sorumsuzluk anlamına gelir. Bundan dolayı da komün inşası kadın özgürlüğüne, kadın değerlerine, en başta da kadına saygıya dayanmalıdır. Zilan eylemini güncelleştirmek de böyle mümkün olabilir. Bunu yapamayacaksak Zilan’ın, Beritan’ın, Sara’nın mirasına nasıl layık olabiliriz?

İlginizi çekebilecek diğer yazılar

Oynatıcıyı Gizle/Göster
-
00:00
00:00
Update Required Flash plugin
-
00:00
00:00